06 Haziran 2007

Dinozorların Sessiz Gecesi


Milli Eğitimle ilgili bir yetkim olsaydı bu 6 ciltlik kitabı okullarda ders olarak okutmak isterdim.

Hepimiz yetişkin yanlışlarız, bu kitap bunu birazcık değiştirecek şeyler içeriyor, etrafımıza baktığımızda ikilemde olan bi sürü kişinin dolaştığını görüyoruz:

-her 2 dünyaya da yatırım yapan bir gurup
-hiçbir şey bilmeden herşeyi inkar eden diğer gurup ve
-herşeyi bildiğini sanıp diğerlerini de imana getirmek isteyen üçüncü bir gurup.

Bilimsel ve teknik alanlarda yapılan şeyleri anlamaya herzaman kapasitemiz yetmeyebilir bu eksiklik değildir hiçbir zaman, birinin bu karmaşık dili basit hale getirip (tabi anlamı bozmadan) bize sunması gerekir bazı üniversitelerde bununla ilgili kürsüler kurulmuştur ve özel olarak eğitimden geçmiş kişiler görev yapmaktadır. Bu kitabın yazarı da böyle biridir ve üstelik en ilginç ve bizim pek alışık olmadığımız tarafı da kendisinin bir din adamı olmasına rağmen bilimsel bakışa hiç ihanet etmemiş ve "inancı" tamamen gönüllerde kalması gereken bir şey olarak tanımlamış olması (en çok ihtiyacımız olan şey! )

Bu yıl ki doğum gününüzde bir iyilik yapıp bu seriyi kendinize hediye edin, kitabı bitirdiğinizde dünyaya daha farklı bakacaksınız kesinlikle-evreni-dünyayı-insanı-beynin yapısını rüyalarınızı..


Hoimar Von Ditfurth / Dinozorların Sessiz Gecesi
Alan Yayınları-6 Cilt - 1380 sayfa


(sayfa sayısı kesinlikle korkutmasın sizi)
(kendi isteğinizle sürüklenecek-şaşıracaksınız..)




Dinozorların Sessiz Gecesi-1-Önce Hidrojen Vardı

Bu tarihin ürünü olan biz insanlar da dahil olmak üzere, bundan yaklaşık 750 milyon yıl önce bu gezegende bütün canlıların ortak atası olan bir canlı yaşadı ve (şimdilik) bu gezegende, en gelişmiş ürünü olarak insan bilincini ortaya çıkartan hayat, yaklaşık 14 milyar yıldan bu yana
süregelen, ama içinde ne mucizelere, ne doğaüstü, fiziküstü müdahalelere, ne de esrarengizliklere yer olan bir rastlantı-zorunluluk ilişkisinin sonucu olarak meydana geldi.

Dinsel söylemin mitoslarına inatla akılsal destek arayanların, ya din ya bilim" ikilemini bilerek ya da bilmeyerek sürdürenlerin, bilimin attığı her adımla biraz daha köşeye sıkışmak istemiyorlarsa, mucizeyi bilinemeyende değil de bilinende aramaları gerektiğini söyleyen bu kitap ve dizi, yıllarca sürecek tartışmaları başlatmaya aday olan bir başyapıt olacak."
271 sayfa-1997






Dinozorların Sessiz Gecesi-2-Önce Hidrojen Vardı

1989 yılında ölmüş olan tanınmış Alman bilim adamı ve yazarı Hoimar von Ditfurth bilim karşısında doğru kuşkunun ne olduğu, bilimin yaşamımızdaki anlamı ve sınırları üzerinde tümüyle bilimsel verilere dayanan açıklamalar getiriyor... Kendi yaşamımızı da gözden geçirebileceğimiz güvenilir bir temel sunuyor böylece...

Dünyada ve özel olarak Türkiye'de geleneğin ve dinin yeni toplumsal roller üstlenmeye doğru
gittikleri bir dönemde, bu dizi daha da güncelleşiyor. İster inanç sistemlerinin tarihsel rollerinin gerilerde kaldığını düşünelim ister dini rönesansa umut bağlayalım, bilim ile Ditfurth'ta bulduğumuz türden bir hesaplaşmadan geçmeden edemeyiz.
252 sayfa-1997






Dinozorların Sessiz Gecesi-3-Bilinç Gökten Düşmedi

Yirminci yüzyılın ikinci yarısındaki bizlerin bilincinin, ruhsal-zihinsel faaliyet yeteneğinin, "gökten düşmediği" tezini çalışmasının odağına yerleştiren yazar, bütün psişik faaliyetlerinin temelinin biyolojik olduğunu ispatlamakta kalmıyor, psişik olanın, biyolojik kökenli olmakla birlikte, evrimde, yepyeni bir aşamayı temsil ettiği gerçeğinin altını bıkıp usanmadan çizerek, kaba biyolojici anlayışın tuzağına düşmekten de kaçınıyor. Hayatın en temel sorunların
öğrenme heyecanında doğan yüksek gerilim, bu kez de entelektüel bir hazla dengelenip gerçek bir okuma serüveni yaratıyor..
184 sayfa-1997






Dinozorların Sessiz Gecesi-4-Bilinç Gökten Düşmedi

Ortabeyin varlığı, doğuştan getirdiği, hazır davranış programları, öteki terimle, içgüdüler sayesinde, çevre ile optimal bir uyum sağlamışlığın kesin güvencesine ve koruyuculuğuna sığınmıştı. İçgüdü, türün, milyonlarca yıl süregelmiş çevreye ayak uydurma faaliyetinin deneyimlerinden 'damıtılmış' bilgiydi aslında. Bu bilgi, dış dünyanın, doğal çevrenin bilgisinden başka bir şey olmadığı için; içgüdü, gerçekliğin ortabeyindeki varoluş tarzıydı; dolayısıyla, hazır, doğuştan programların taşıyıcısı olan ortabeyin, gerçekliği yansıtmıyor; bizzat 'yansıma' olma özelliği taşıyordu.

Bireysel deneyim toplayamama özelliği, ortabeyin varlığının özgürlüğünün sınırlarını da çizen etmendi. Güvencesi de, aynı sınırlara kadar geçerliydi onun. Hiçbir içgüdü, değişen çevre koşullarına göre yeniden şekillenemez. Ortalıkta onun açığını kapatacak büyük beynin yerinde henüz yeller eserken... ama işte, bütün öteki özelliklerimiz gibi, büyük beyin de, evrimce, dünyayı öğrenmemiz, onu yansıtmamız için değil, sırf ayakta kalabilmemiz için, türümüzün hayatta kalabilme amacına katkıda bulunacakşekilde yapılaştırılmıştır.

Nasıl ki, gözlerimizin, dış dünyayı görselleştirmesi evrimin başta hiç de hesaba katmadığı bir 'hata' idiyse; gerçekliğin bilgisi de, ancak hayatta kalmamıza katkısı kadar öngörülmüştü. Evrimde, hayatta kalma ilkesine hizmet etme amacının ötesine taşacak bir gelişmeyi destekleyecek hiçbir neden bulunmamaktır.
262 sayfa-1998






Dinozorların Sessiz Gecesi-5-Biz Evrenin Çocukları

Bugün doğabilimlerinde en son yer etmeye başlayan insanı büyüleyici ve alabildiğine önemli görüşlerden biri, hayatın ve onun üzerinde yer aldığı dünyanın hiç de öyle, sandığımız gibi boşlukta ebedi bir yanızlığa mahkum olmadığı görüşüdür. Bilimin yakın zamana kadar desteklediği bu evren anlayışının yanlışlığı ortaya çıkmaya başlamıştır. Kafalarımızın birkaç
kilometre üstünde başlayan göğün içinde olup bitenler, bizim için saçma ve önemsiz olmaktan başka her anlama gelmektedir.

Bilim adamlarının yetmişli yılların
başından itibaren bulup ortaya çıkardıkları gerçeklerin gösterdiği gibi, bu evrende gerçekleşen her şey, bir zamanlar yeryüzü ile gökyüzü alemini birleştiren mitosların anlattıklarından bile çok daha öte boyutlarda bizim buradaki hayatımızla ilintili ve ilgilidir. Yeryüzündeki doğal çevrenin bizim varlığımızı kuşatan ve onun temelini oluşturan vazgeçilmez koşulları ile evrende olup biten olaylar arasında, o mitosların
varsaydıklarından çok daha sıkı ve doğrudan bir etkileşim ilişkisi geçerlidir.

Modern yeryüzü ve gökyüzü
bilgisinin belki en büyüleyici, en muazzam, ama kesinlikle en önemli buluşlarından biri, bize verili bir biçimde hazır bulduğumuz, kendimizi de içinde yakaladığımız bu evrende gerçekte her şeyin birbiri ile sımsıkı bir biçimde ilintilenmiş ve düğümlenmiş olduğu bilgisinden türemektedir; büyük ile küçük, bize en yakın olan ile gözetleyebilme ve inceleyebilme sınırlarımızın en ucunda yer alan kozmik nesne arasında
kopmaz bir bağ ve etkileşim ilişkisi bulunmamaktadır.
223 sayfa-1996




Dinozorların Sessiz Gecesi-6-Biz Evrenin Çocukları

Bu evren, bu uçsuz bucaksız kozmos, bilimin son birkaç on yılda gösterdiği gibi, o büyüklüğüyle ve içerdiği tüm maddeyle bizim gezegenimizi, onun üstündeki hayatı ve bilinci hazırlayan vazgeçilmez önkoşulu oluşturmaktadır. Kozmosun sonsuz büyüklüğüyle bu minicik yerküre arasındaki şaşırtıcı ilintiler, dizinin son kitabının konusunu oluşturuyor.

Bundan, yaklaşık iki milyar yıl sonra, bir an gelecek bir gün, bir ay sürecek. Dünya'nın hep aynı yüzü Ay'a bakacak, ama hayat, iş daha buralara varmadan, 10-15 gün sürecek bir dünya gününün, çevre koşullarında yol açacağı değişikliklerden ötürü bugün bildiğimiz biçimiyle yoluna devam edemeyecektir. Bir gün yirmidört saattir; gezegenimiz her zaman bir manyetik şemsiyenin koruyucu etkisi altında alagelmiştir; ya da "kuzey kutbu" hep kuzeydeydi, biçimindeki sayısız yanılgılarımızın, edebi ve mutlak bir düzenin koruyuculuğu altında yaşadığımız ve yaşayabileceğimiz biçimdeki sarsılmaz inancımızın, evrendeki yerimiz, işlevimiz ve "misyonumuz" nedir türünden sorulara gerçekçi cevaplar bulmamızı önlediği kesindir.

Dizinin 6. ve son kitabıyla birlikte, Big-Bang'den bu yana uzanagelen tarihimizin yeniden
kurgulanma serüvenini bitirmekle kalmıyor, kozmosun olasıl geleceğine ilişkin bilimsel tahminler yapabilme zeminini de elde ediyoruz.
188 sayfa-1996

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with thumbnails