08 Aralık 2010

Orpheus Et Eurydice





Dünyanın ilk ozanı sayılan Orpheus eskiden, adet olduğu üzere, şiirlerini çalgı eşliğinde söylerdi ve ezgisiyle vahşi hayvanları, taşı, toprağı büyülerdi. Eşi Eurydike, öteki dünyaya kaçırılınca Orpheus deliye döner, sadece üzülmekle kalmaz, Eurydike'i diriltmek, yeryüzüne getirmek için ölüler ülkesine gider.

Şarkıları ve müziği ile Hades'teki (ölüler ülkesi) Styks ırmağına bekçilik eden dümenci Kharon ile köpek Kerberos'u büyüleyerek ölüler ülkesine girer. Yeraltı tanrısı onun müziğinden ve çektiği acıdan öylesine etkilenir ki, eşini ışıklı yeryüzü dünyasına götürmesine izin verir ; yalnız bir şartı vardır : 'Ölüler ülkesinden ayrılırken arkalarına bakmayacaklardır..'



Orpheus önde gidiyordu, Eurydike onun arkasından geliyordu. Orpheus tam güneşi gördüğü sırada dönüp arkasına baktı, böylece de anlaşmayı bozmuş oldu ve Eurydike yitti ortadan-yani bütün ölüler, ülkesinde kaldı.

İşte konunun en önemli yerine geldik; Orpheus niçin arkasına baktı? Deniyor ki ; yaşayanlar ülkesine ulaştıkları sırada, güneşi gören Orpheus sevincini karısıyla paylaşmak istediği için arkasına baktı-gene deniyor ki, yaratıcı hayal gücü olmadan, bütün insanlara yasak edilmiş gizleri öğrenmeden yaşayamazdı da ondan..



Bu gerekçeler bana kandırıcı gelmiyor. Dünyada yaşamanın sevincini eşiyle paylaşmak için zaman yeni başlıyordu ve Orpheus, bütün insanlara yasak edilmiş gizleri, ölüler ülkesine inerken öğrenmişti- öyleyse önce şunu düşünmemiz gerekiyor: Eurydike ölü müydü, canlı mıydı?

Eurydike'i yılan sokmuştu, demek Styks ırmağını geçerken ölüydü o yeryüzüne çıkarken dirilecekti-yaşamdan ölüme geçişi bilen Orpheus, ölümden yaşama geçişi merak ediyor ve buna inanmıyordu, verilen söz tutulacak mıydı? Bunu merak eden için tam zamanıydı geriye bakmanın ve Eurydike belki de arkasında değildi Orpheus'un, yalandı hepsi.



Gerçekte Tanrı Orpheus'u değil, Orpheus Tanrıyı denemişti, boşuna, her şey eskisi gibiydi-ölümden dönüş yoktu. Orpheus bunu deneyerek anlamıştı-dürüst bir bilim adamı gibi davranmıştı..

Onun büyüleyici şarkıları ve ezgileri bize bunu söylüyordu...

(Melih Cevdet Anday-Cumhuriyet gazetesindeki bir yazısı..)



Melih Cevdet Anday'ın bu yazısı beni çok etkilemişti-öte dünya düşüncesini sorguladığım yaşlarda tam da bana cevap olabilecek bir yazı olduğu için belki de-önce bu yazıyı kesip saklamak istemiştim sonra yeterli bulmayarak bir deftere yazmayı uygun görmüş ve sonradan okuyup beğendiğim şeyleri bir defterde toplama fikri ortaya çıkmıştı kendiliğinden..

Bir iki gün önce klasik bir albümde Gluck'un "Orphe Et Eurydice" parçasını dinlediğimde birden bu yazıyı anımsadım..Bu hikaye ressamlara da konu olmuştur ve en fazla bu öykünün ruhunu yansıtan resim bence
Corot Camille' nin "Orpheus Leading Eurydice" tablosudur. Hep böyle bir bahçenin özlemini duymuşumdur içimde..

PS: ( Müzik-Resim ve Öykünün eşşiz uyumu bu olsa gerek. Bu dünyanın güzelliğini görmeyip öte dünyalarla uğraşanlara bir ses-bir renk olsun..)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with thumbnails