24 Mayıs 2007

Gizli Dil..



Ben ne zaman bu konuyu düşünsem
aklıma hep Amarcord filmindeki o sahne gelir.

koca memeli bakkal kadın, köyün ufak oğlanlarından
birini bakkal dükkanının arka tarafına çeker.

hayatında hiç çıplak kadın görmemiş oğlanın meraktan
ve heyecandan faltaşı gibi açılmış gözleri önünde
o inanılmaz büyüklükteki memelerini çıkartır,
kendisine bakan küçük oğlanın ağzına verir
memelerinden birini.
ve öfkeyle azarlar sonra oğlanı.

-üflemeyeceksin salak, emeceksin.

kadınlarla erkeklerin konuşmalarının bir yerinde
hep, “üflemeyeceksin salak, emeceksin”
tuhaflığının yaşandığını düşünürüm.

kadınların bir şey söylediklerinde aslında başka
bir şey söylemek istemiş olabileceklerini kendim mi
farkettim, yoksa bunu bana bazen usulca, bazen
sabırsızca sözleriyle kadınlar mı öğretti, şimdi tam
çıkaramıyorum. ama bir kadın “ben üşüyorum”
dediğinde, bunu cevabının, “üstüne bir şey al”,
“istersen bir taksiye binelim”, “eve geldik zaten”
türünden bir söz olmadığını, “üşüyorum” dediğinde
kadının, “bana sarılsana” demek istediğini
ve ona sarılmak gerektiğini öğrenmek
epey zamanımı aldı.

sanırım binlerce yıl boyunca isteklerini
açıkça söylemelerine izin verilmediği için
“ gizli bir dil” geliştirmek zorunda kalan kadınlar,
bu kadar basit bir şeyin erkekler tarafından
niye anlaşılamadığını, niye “emeceklerine,
üflediklerini” hiç anlayamazlar.

erkeklerin bakkal dükkanının arka tarafındaki
salak küçük oğlana benzediklerini düşünürler.

sevgi ve şefkat eksikliğine hiç tahammül edemeyen,
bunların “açıkça” söylenerek elde edilmesinin ise
elde edilenin değerini düşüreceğine inanan kadınların,
niye isteklerini düpedüz söylemedikleri ise
erkekler için hep bir sırdır.

duygularını göstermenin kadınlara özgü
bir davranış olduğunu sanan erkekler, açıkça
sevgilerini ve şefkatlerini göstermekten hep utanırlar.

farkında olmadan, onlar, bu duyguların gösterileceği
tek yerin yatak odası olduğuna inandıklarından,
kalabalıkların içinde sevgi ve şefkat gösterdiklerinde,
herkesin seyrettiği bir yerde sevişiyorlarmış
hissine kapılıp tedirgin olurlar.

erkekler için duygular, kapalı yerlerde yaşanması
gereken “mahrem” şeylerdir, kadınlar ise bunun,
hayatın her anında yaşanması gereken
bir şey olduğunu düşünürler.

hemen hemen hepsi gizli bir “derebeyi” olan erkekler,
kadınların her isteğinde, her talebinde bir isyan,
bir başkaldırı, hatta bir hakaret görürler.

erkeklerin bekledikleri, kadınların “ üşümeleri”
ya da “acıkmaları” değil, erkeğin yanında soğuğu
ve açlığı hissetmeyecek kadar kendinden geçmiş
bir aşka kapılmaları ve bu aşkı, taleplerini dile
getirmeyerek göstermeleridir.galiba o yüzden,
erkeğin biraz kadınsılaştığı ve duygularını alabildiğine
özgür bıraktığı aşkın ilk günleri geçtikten ve erkek
yeniden erkekliğine döndüğünde,
kadınlar “üşümeye” başlarlar.

“benim uykum geldi” dediğinde erkeğin onla beraber
yatmamasını, perhize başladığı sırada aniden bir hoşluk
yapma isteği duyan erkeğin ona sevdiği yemekleri almasını
“düşmanca” bulmaya koyulurlar.

artık, erkeğin her davranışı ince eleklerden geçirilip,
onun sözlerinde ve davranışlarında
“ sevgisizlik” işaretleri tek tek saptanır.

ve o gizli dil daha sık ortaya çıkar.

kendilerinden yakınırlar önce, “çok şişmanladım”,
”çok yaşlandım”,”çok çirkinleştim” diye;
bunları söyledikten sonra erkeklerin ne söyleyeceklerine,
ne yapacaklarına bakarlar.
Kendilerine büyük ilgi eksikliği olarak gözüken
o anlayışsızlıkların, artık eskisi kadar beğenilmemelerinden
ya da sevilmemelerinden mi kaynaklandığını
anlamaya uğraşırlar. Baştan savma verilecek her cevap,
bakkal kadının öfkeli tepkisini hak eder.

- üflemeyeceksin salak, emeceksin.

ama erkekler, bu durumlarda genellikle üflerler.

-yoo, hiç de şişmanlamadın, iyisin,
biraz kilo aldın belki ama önemli değil.
bu yakınmalar onlara manasız ve çocukça gelir çünkü.
kadınlar ise sinirlenmeye başlarlar.

- sen beni eskisi kadar çok sevmiyorsun.

bunun cevabı elbette, “nerden çıkardın bunu,
tabii ki seviyorum” değil, sıkı bir sarılış
ve iyi bir öpüşmedir.

bir şeylerin yanlış gitmeye başladığını gören erkek ise,
güzel bir hediye almanın ya da daha kestirmesi
“biraz para vermenin” zamanı geldiğini düşünür.
onun için sorunu tedavisi öpüşmede değil , paradadır.
kabul etmeli ki , kendi değerini, gizliden gizliye kendine
verilen parayla ölçmeye yatkın kadın için yapılacak
“fedakarlığın” miktarı bir zaman işe yarar;
kadın, “salağın” duygularını böyle ifade etmeye çalıştığını anlar.

erkek ise, o düz vahşeti ve insafsızlığı ile,
“ağlıyorsa biraz para ver” çözümlemesini benimser.

ama hediyelere ve paralara çabuk alışılır,
sarılışların ve öpüşmelerin özlemi yeniden başlar.

kadın “üşür”.

son bir ki deneme daha yapar,
bazen güzelliği ve cinselliğiyle,
bazen sinirli çıkışmalarıyla,
erkeğe “üşüdüğünde ona sarılınması gerektiğini”
bir daha öğretmeye uğraşır.
ama erkek hala, emeceğine üflüyorsa,
o tehlikeli sapak yaklaştı demektir.

ya kadın kadere rıza gösterip teselliyi hediyelerde,
parada, çocuklarında, kendisine sağlanan güvende
aramaya razı olur ve arada sırada tutan
“ben çok yalnızım” yakınmaları ve ağlama nöbetleriyle
hayatını sürdürür ya da ”üşümeye “
fazla dayanamayıp “sarılmasını bilen”
biri var mı diye etrafa bakınmaya koyulur.

“sarılmasını bilenler” , bu sapaktaki kadınları
keskinleşmiş radarlarıyla hemen bulurlar.

bir vakit işler iyi gider.

ama sarılmasını bilenler de bir süre sonra
kaçınılmaz erkekliklerine geri dönüp üşüyen kadına,
üstüne bir hırka almasını söylerler.

ve bu hem acıklı, hem eğlenceli süreci başlatan
ilk uyarı da her kadının kendi özel lisanında hemen söylenir.

- Üflemeyeceksin salak, emeceksin.

(alıntı: ahmet altan)

William Blake







" hapishaneler yasataşlarıyla,
kerhaneler din tuğlalarıyla örülür..."
(william blake)


...
ilk gündüz vassaf'ın kitabında görmüştüm
bu illustrasyonuve blake'in keskin dilini..

...
sonra 3 ay gibi bir sürede şu herkesin
bilgisayarında olan meşhur paint'le
kitaptan bakarak mouse'la çizdim
ve sonrada renklendirdim..

23 Mayıs 2007

velespit..




-1800'li yıllarda insan gücüyle çalışan birçok aracın
sınıfını tanımlayan "velocipedes" sözcüğünün dilimize
girmiş ve bisikleti tanımlamak için kullanılan şekli...




-eskilerin bisiklete verdigi isimlerden biri...





-aslı "velosiped" olup sanırım türkçe'de velespit, velespet
gibi bir hal almış kelime. ilk bisiklet markası olup sonradan
bisiklet anlamı kazanmıştır, ve akla şu ön tekerleği kocaman
eski bisikletleri getirir. -velosi- bölümü "velocity" ile, -ped-
bölümü de "pedal" ile ilgili olsa gerek. yani "ayakla giden", "
pedalla giden", "pedallı hız yapan" gibi bir anlamı var.





-Kıbrısta, Arnavutlukta , Rusyada ve de
kapadokya köylerinde bisiklete verilen ad...




bisiklet kültürünü küçümseyen zihniyetlerden
insana yarar gelmez-kesinlikle uzak durulmalıdır,
ben öyle yapıyorum...





bisiklet özgürlüğün diğer adıdır..





normal bisikletler bulabileceğiniz bir adres:
http://www.velespit.com/





herkese velespitli günler...
......


hamiş:

bu bisikletlerden getiren olursa ilk alıcısı
ben olacağım :)

22 Mayıs 2007

Kokoloji..




açıklama:

sanırım çoğunluk biliyor
bilmeyenlerde şimdi öğrenmiş olacak:)
sorulara ilk aklınıza gelen yanıtları verin
ve cevaplara hemen bakmayın ancak o zaman
zevkli ve şaşırtıcı oluyor.
son olarak da fazla da ciddiye almayın
psikolojik içerikli eğlence olarak da değerlendirebilirsiniz..
ilgi görünce 2.cildi de çıktı..

örnek sorular :

01-1-Çok nadir bir taşı bulmak için dağa tırmanmak üzere
yola çıkıyorsunuz. Dağ hakkında neler düşünüyorsunuz

01-2-Sonunda aradığınız taşı buldunuz. Ne tür bir taş ?
Boyunu, ağırlığını ve değerini tanımlayın

-----------------------------------------------------------------------

02-1-Bir safari parkındasınız, yolu takip ederek
otlakta ilerliyorsunuz ve bir dişi ile bir erkek aslanın
büyük parçalar halinde çiğ etleri koparıp
yediklerini görüyorsunuz.
Ne düşünüyorsunuz.

-----------------------------------------------------------------------

03-1-Yıllardır kimsenin ayak basmadığı eski bir
binadasınız ve yerin altına doğru inen bir merdiven keşfettiniz
aşağıya doğru kaç basamak indiniz?

03-2-Derken karanlığın içinden birinin sesini duydunuz.
Bu kişi yavaşça ağlıyor mu? İnliyor mu ?
yoksa sizinle konuşuyor mu?

-----------------------------------------------------------------------

04-1-Yolda yürürken kapalı siyah bir evrak çantası gördünüz.
Etrafta kimsecikler yok ve sahibinin adını görmek için çantayı
açtığımızda içinden bir tomar para döküldü.
Bu olaya nasıl tepki verirsiniz?

a) Aaa bu benim şanslı günüm
b) Eyvah şimdi ne yapacağım
c) Bunu düşünmek için zamana ihtiyacım var
d) Tanrı bunu bana bir hediye olarak yolladı

-----------------------------------------------------------------------

05-1-Külkedisi masalındaki yakışıklı prens camdan ayakkabınızı
çirkin üvey kız kardeşinizin ayağında denerken siz de oradasınız
ve ayakkabı üvey kız kardeşinize uyuyor.
Bu kötü sürprize nasıl tepki verirsiniz.

-----------------------------------------------------------------------

06-1-Bir çilek bahçesine girdiniz.
Çilekleri yemeye başladınız. Kaç tane yediniz?

06-2-Çileklerini çalmakta olduğunuz çiftçi ortaya çıktı
ve bağırmaya başladı. Kendinizi savunmak için ne dediniz?

06-3-Tüm olanı biteni bir kenara bırakıp söyleyin,
çileklerin tadı nasıldı?
-----------------------------------------------------------------------
kendi cevaplarınızı bir yere yazınız..








KOKOLOJİ CEVAPLAR


-----------------------------------------------------------------------

01-1-Dağ hakkındaki düşünceniz
babanızın gözünüzde nasıl biri olduğunu gösterir

01-2-Taşı tanımlayan sözleriniz
değeriniz hakkında hissettiklerinizdir.

-----------------------------------------------------------------------

02-1-Senaryoya verdiğiniz tepki
hayatınızda ilk defa porno film gördüğünüzde
verdiğiniz tepkiye eşittir.

-----------------------------------------------------------------------

03-1-Terk edilmiş binalar ve yer altı odaları
gömülmüş anıları ve eski psikolojik yaraları sembolize eder.
Az sayıda basamak inenler geçmişten daha az etkilenen
insanlardır. Çok fazla inenler içlerinde derin yaralar. Taşırlar.

03-2-Kendisiyle konuşan bir ses duyduğunu söyleyenler
eski acılarını bir madalya gibi göğüslerinde taşırlar
inleme sesi duyduğunu söyleyenler
zor zamanlarını yalnız geçirmiş kişilerdir.

-----------------------------------------------------------------------

04-1-Bu sizin bir gün çok çekici biri tarafından
teklif alırsanız vereceğiniz tepkiye eşittir.

-----------------------------------------------------------------------

05-1-Bu durumda vereceğiniz tepki gerçek hayatta
eşinizi çalmaya kalkışan bir rakibe vereceğiniz tepkiye eşittir.
Sabırlı olmak bilgelik belirtisidir. Ama zaman zaman insan
kendisine ait olanı elinde tutmak için savaşmalıdır.

-----------------------------------------------------------------------

06-1-Çaldığınız çilek sayısı aşık olduğunuza inandığınız
kişi sayısını gösterir. Bir tane yedikten sonra durduğunuzu
söylediyseniz aşk hayatında sadık birisiniz.
İki haneli sayılarla cevap verenleriniz ise
libidolarını frenlemeyi düşünmeliler.

06-2-Bu sözler yasak ilişki sırasında yakalanırsanız
söyleyeceklerinize eştir!

06-3-Çileklerin tadı hakkında söyledikleriniz
geçmiş ilişkiniz hakkında düşündüklerinize eşdeğer.
-----------------------------------------------------------------------

21 Mayıs 2007

Alfabe..



Ağaca söyle gölgesini getirsin bana yolluk...

Ben bir masaldan çalındım yalnızca annemin bildiği ...

Çünkü bir şiir kaldı randevusuna erken giden...

Dünyaya gündelik ödülüydü pencereye her sabah çıkması...

Ey aklım elma desem de çıkma...

Farkettiğin sabrıydı ömrünün
bu yüzden oyaladı seni içinin beyazlığı...

Gözlerin, yüzünün meclisinde en doğru tanık...

Hayatımda hiç kimse yok ben de olmasam...

İnsan acemiliği işte ha sen ölmüşsün ha ben...

Küçük dağları o yaratmıştı büyüklerini babası...

Lafının tam burasında dur yatıya kalacağım o sözcükle...

Mutluluk ,bizde olmadığı halde başkasına verebildiğimiz tek şey...

Nasıl ki güneş her gün hem eskidir hem yeni
sana olan sevgim de yeni baştan söyler her söyleneni...

On harfliydi ozanın adı , dokuz harfi sessizdi...

Ölenin mezarına koy yaşamak için kullandığı sözcükleri...

Para ; hani şu çalışmanın iğrenç yan ürünü...

Renkleri tek tek alırsan hepsi tarikat...

Sen yoktun bende yoktum bu aşk başladığında...

Şu ilkbahar ve yeşillik yüreğimi küçük düşürüyor
doğanın bu küstahlığına karşı bir çiçeği cezalandırdım...

Tek kapımdı , hiç çalmadım...

Uzun bir sözcükse ömrüm son hecesin sen...

Üç türlü ayakta duruşu var Meryem’in
birini yalnız bana kullanıyor...

Ve nedir iyi ve nedir iyi olmayan
bunu söyleyecek birine gerek var mı...

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...

Zaten üzülmez ki içim , tembihlidir...



18 Mayıs 2007

Snow Cake-Marc Evans




2007 Philadelphia Film Festival Presents : Snow Cake

Kar Pastası diye çevrildi dilimize..
Amerikan bağımsız sinemasından son yıllarda çıkış yapan Marc Evans'ın yönettiği film, Başrollerini İngiliz sinemasının usta aktörlerinden Alan Rickman, Amerikan sinemasının git gide daha az izlediğimiz yıldızlarından Sigourney Weaver ve "Matrix" ile ünlenen Carrie-Anne Moss'un paylaştığı "Snow Cake" son derece zor bir duygusal düğümü konu alıyor.


Alex yolda giderken arabasına aldığı otostopçu Vivienne ile bir kaza geçirirler. Vivienne'in ölümü nedeniyle kendini suçlu hisseden Alex, Vivienne'in annesi Linda'yı ziyaret etmeye karar verir. Fakat Linda'nın otistik olduğunu görünce, cenaze işlemlerinde yardımcı olması gerektiğini düşünerek onunla kalır.

Ne zaman ne yapacağı belli olmayan Linda'nın dünyasını anlamak güçtür... Bu arada Alex, Linda'nın komşusu Maggie ile bir ilişki yaşamaya başlamıştır. Ancak geçmişi ile ilgili kabullenmekten kaçtığı bazı gerçekler su yüzüne çıkmaya başladıkça içinde biriktirdiği acı ve kızgınlıklarla yüzleşmek zorunda kalır.



Senaryo: Angela Pell
Kurgu: Mags Arnold
Görüntü: Steve Cosens
Müzik: Broken-Social-Scene
Sanat Yönetmeni: Peter Emmink
Yapımcı: Gina Carter, Jessica Daniel, Andrew Eaton, Niv Fichman
Dil: UK,Canada
Yıl: 2006
Süre : 107 dak.
Oyuncular: David Fox, Jayne Eastwood, Emily Hampshire, James Allodi, Jackie Brown

ahretsoruları..


1. Neden mi / Nasıl mı sorusu daha ilginizi çeker?

2. İki sözcükle “günah”ı tanımlayın...

3. Halkın kendi kendine gelin-güvey olması sizce hangi rejimdir?

4. İnsan ne zaman insandır sizce?

5. AAA ve aaa ile anlamlı bir şiir yazın?

6. Mektubun asıl sahibi kimdir , yazan mı / alan mı ?

7. Ormanda iki yol çıksa önüne hangisini tercih edersiniz ?
     - az kullanılmış ,tenha    /   - çok kullanılmış ,işlek
   
8. Sizce soru sormak mı daha önemli yoksa yanıt vermek mi?

9. Okumayan kadın neye benzer?

10. Burun niye yüzün ortasına oturtulmuştur?

11. - Hayır dediğinde aslında evet demek istediğin doğru mu?
      - Hayır (bu diyalogdan ne anladınız)

12. Savaşla neyi sağlıyoruz?

13. Bugüne en uzak gün hangisidir?

14. Neden severiz işimizin olmasını?

15. Söz iki türü ile kalıcılık bulur , sizce neler olabilir bunlar?

16. Kafamız niye yuvarlaktır?

17. Siz hangi kamptansınız ;
       a) sevilmek için yaşayanlar
       b) sevmek için yaşayanlar

18. Bir çocuğun ana-babasını mutlu ettiği gün ne zamandır?

19. Evlenmiş kadının başına gelenleri hakketmesi için en az
bir tane mantıklı gerekçe bulun ?

20. En çok dostu olan kişiler kimlerdir?

21. Oturarak başarıya ulaşan tek canlı ?

22. Doğada iki şeye rastlayamazsınız; sizce neler olabilir?

23. Para’yı en kısa nasıl tanımlarsınız?

24. Evlilik aşkı öldürür; Sizce aşkı evlenerek mi öldürmeli yoksa
      öldürdükten sonra mı evlenmeli ?




verilmiş cevaplardan
en zekice ve eğlenceli olanlarını aldım aşağıya :

1. Nasıl ...(neden müdahaleci bir yapıyı gösterir)
2. İnsan Süsü
3. Demokrasi
4. En güçsüz yanlarını gizleyemediğinde
5. “ indirince gördüm
      aaa
      kaldırınca gördüm
      AAA ”
6. Mektubun içindekine göredir
7. Tabiyki az kullanılmış
8. Her zaman soru sormak daha önemlidir,yanıtı da beraberinde
     getirdiği için...
9. Kokusuz bir çiçeğe
10. Ağladığınızda sağ ve sol gözyaşları birbirine karışmaması için
11. Kafanızda stereo bir etki yaratması gerekir
12. Toprağın insan eti yemesini
13. Dün
14. Dinlenmeye hakkımız olsun diye
15. Şiir ve Küfür
16. Düşünceler yön değiştirsin diye
17. Sevmek için yaşamak sizce de daha değerli değil midir
18. “ 9 ” ay “ 10 ” gün önceki gün
19. Medeni Kanunu okuması yeterli
20. Dosta gereksinmesi olmayan bir kişi
21. Tavuk
22. Tekerlek ve iyi bir beğeni
23. Hani şu çalışmanın iğrenç yan ürününü mü soruyorsunuz?
24. İkiside aynı kapıdan çıkar




16 Mayıs 2007

Birkaç Kitap..


Geriye dönüp baktığınızda ara sıra küçük oyunlar
oynarsınız , örneğin okuduğunuz kitaplardan ilk akla
gelenleri hangisi gibi..bende ilk 30'a bu kitaplar girdi :

A.Kadir-Mutlu Olmak Varken
Ahmet Çuhacı-Beş Harfli Alfabedir Sevgi
Amin Maalouf-Semerkant
Can Yücel-Bütün Şiirleri
Cemal Süreya-Sevda Sözleri
Cesare Pavese-Yaşama Uğraşı
David Lodge-Düşünce Balonları
Emine Sevgi Özdamar-Hayat Bir Kervansaray
F.Nietzche-Böyle Buyurdu Zerdüşt
Feyyaz Kayacan-Çocuktaki Bahçe
Gündüz Vassaf-Cehenneme Övgü
Hoimar Von Ditffurth-Dinozorların Sessiz Gecesi-(6Cilt)
Ketil Bjornstad-Müzik Uğruna
Nazım Hikmet Tüm Şiirleri
Orhan Pamuk-Cevdet Bey ve Oğulları
Oğuz Atay-Tutunamayanlar
ÖzdemirAsaf-Yalnızlık Paylaşılmaz
Ramize Erer-Tüm Çizdikleri
Salah Birsel-Tüm Eserleri
Sam Kean-Kayıp Kaşık
Semih Balcıoglu-Tüm Çizgileri
Stefan Zweig-Yıldızın Parladığı Anlar
Taylan Kara-Tüm Kitapları
Tom Robbins-Parfümün Dansı
Turan Dursun-Kulleteyn
William Shekespeare-Soneler
Yaşar Kemal-Ince Memed-(4Cilt)
Zülfü Livaneli-Tüm Kitapları
Edip Cansever- Tüm Eserleri
Eduardo Galeano-Aynalar (ve diğer kitapları)













 

14 Mayıs 2007

defter5-kısım7




...
defterlerin digital formu burada bitiyor
yaklaşık 1 yıllık bir sürede bu hali verebilmiştim
toplamda 370 resim dosyası..
sanırım 3 defterlik kadar daha karalamalar var
onları da iyice yaşlanınca yaparım artık..

defter5-kısım6





Related Posts with thumbnails