11 Mayıs 2022
Helle Lund-2015-Danske Arstidssange
09 Nisan 2022
Adam Johnson-George Orwell Arkadaşımdı
Adam Johnson - George Orwell Arkadaşımdı
2018 Yüz Kitap Yay. / çev. Deniz Keskin / 260 sayfa
Nirvana
Anonim Kasırgalar
İlginç Bir Bilgi
Kadın. Kocası bir yazar, Pulitzer ödüllü. Kendisi de yazar ama metinleri basılmamış. Kocasının kendisinden çaldığı bir fikri fark etmek, kocasının başka kadınlarla görüşmeye başladığını görmek, çocuklarının yaşamlarını sürdürdüklerine şahit olmak, ilginç bilgilerle dolmak ve bu bilgiler sayesinde yaşamak, bir filin bir ağaca kaç dakikada çıkacağının istatistiksel bilgisiyle yaşamak örneğin, dünyaya dair bilinecek ne varsa bilmeye çalışmak belki de kadının hâlâ buralarda olmasının sebebidir.
George Orwell Arkadaşımdı
29 Mart 2022
Taranczewski-2022-When I Was
02-And Everything Was Calm (7:06)
03-The Composer (5:06)
04-Grønland (6:31)
05-When I Was (4:26)
06-Thing of Souls (3:34)
07-Ligature (8:02)
08-Twenty-One Years (3:56)
09-Mysore (6:26)
10-Me Time (4:53)
11-Take Me Home (4:03)
Olaf Taranczewski, piyano
Jean-Philippe Wadle; kontrbas
Benedikt Stehle, davul
Olaf Taranczewski, basçı Jean-Philippe Wadle ve davulcu Benedikt Stehle'yi onlarca yıldır tanıyor, ancak grubun 2020'deki oluşumundan önce hiç birlikte çalmadılar. Kasım 2020'de Berlin-Kreuzberg'deki stüdyoda çalınan ilk notaların ardından grup, kendi seslerini bulduklarını hissettiler. Üç müzisyen, müziklerini Sinematik Caz olarak tanımlıyor.
Olaf Taranczewski, "Parçaların kendileri de en fazla 15 yaşında" diye ekliyor. "Şarkılar söz konusu olduğunda, bir bakıma son on buçuk yılın bestelerimin 'en iyisi'. Ancak, her zaman yarım kalmış gibiler. Benedikt ve Jean-Philippe ile tamamen yeniden yaratıldılar."
albüm web
10 Şubat 2022
Hajo Weber & Ulrich Ingenbold
22 Ocak 2022
Henri Cartier Bresson-Yüzyılın Gözü
14 Ocak 2022
Film Önerileri
30 Aralık 2021
Armağan Şarkılar-2022
13 Aralık 2021
Wilhelm Genazino
22 Ocak 1943’te Mannheim’da dünyaya geldi. Almanca, felsefe ve sosyoloji okudu. 1965’e dek gazetecilik yaptı. 1970’ten sonra radyo oyunları, tiyatrolar ve başarılı romanlar yazdı. 1980 ve 1986 yılları arasında, edebiyat dergisi Lesezeichen’in editörlüğünü üstlendi. 2001’de çağdaş Alman edebiyatının en önemli eserleri arasında gösterilen Ein Regenschirm Für Diesen Tag (O Gün İçin Bir Şemsiye) adlı romanıyla büyük bir başarı kazandı ve 2004'te Almanya’nın en prestijli edebiyat ödülü Georg Büchner Preis’e layık görüldü. 2018 yılında öldü.
Türkçeye çevrilen kitapları:
2014-O Gün İçin Bir Şemsiye 20012018-Aşk Aptallığı 2005
2014-Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk 2009
2014-Elden Düşme Dünya 2011
27 Kasım 2021
Jakub Jozef Orlinski
Jakub Józef Orliński (8 Aralık 1990, Varşova, Polonya)
Barok eserlerin yorumlarıyla tanınan Polonyalı kontrertenor. Sanatçı bir anne ve grafik tasarımcı bir babanın oğlu. Her iki tarafta da büyükanne ve büyükbaba mimar. Sekiz yaşındayken tamamı erkek olan Gregoryen korosuna katıldı,16 yaşında korosunda bas-bariton söylemeye başladı. 2009 yılında Varşova'daki Fryderyk Chopin Müzik Üniversitesi'ne girdi, Mezzo-soprano Anna Radziejewska ile çalıştı. 2013 yılında Polonya ve Almanya'da John Blow'un 1680-85 operası Venus and Adonis ile George Frideric Handel'in Alcina operasında Ruggiero gibi rolleri seslendirdi.
2015 yılında Juilliard School'da soprano Edith Wiens ile çalışmak üzere New York'a taşındı . 2016 yılında Jonathan Dove'un 1998 tarihli Flight Flight filminde mülteci olarak rol aldı. 2017 de Handel'in Agrippina operası 'da genç vokalistler için prestijli bir yarışma olan Metropolitan Opera 's National Council Auditions'ın beş kazananından biri seçildi, yine 2017'de Fransa'da Aix-en-Provence Festivali'nde, Francesco Cavalli'nin 1655 operası Erismena'daki Orimeno rolüyle ilk kez sahneye çıktı, konserin Facebook'ta canlı yayınlanacağından habersiz olan Orliński, gündelik kıyafetlerle şarkı söyledi ve bu görünümü ile olağanüstü sesi arasındaki karşıtlık insanların ilgisini çekerek daha fazla tanınmasına yol açtı.
AlbümleriSolo
-2018-Anima Sacra
-2019-Facce d'amore
-2021-Anima Aeterna
Bilikte
-2018-Girona Recital
-2018-Handel-Enemies in Love
-2018-Vivaldi-Vedro con mio Diletto
-2021-Alleluja; Pomo d'Oro, Zefira Valova
04 Kasım 2021
Elia Kazan
Rum kökenli Kayserili bir ailenin oğlu olan Ellia Kazancıoğlu 7 Eylül 1909’da İstanbul’un deniz gören bir semtinde dünyaya gelir. Ailesi Birinci Dünya Savaşı patlak vermeden 1913 yılında Ellia henüz 4 yaşındayken ABD’ye göç eder. Amerika’ya göç ettikten sonra adı Elia Kazan olan küçük çocuk New York eyaletindeki New Rochelle’de büyür.
New Rochelle Lisesinden mezun olduktan sonra Massachusetts’te Williams College’de onur listesine girerek yükseköğrenimini başarıyla tamamlar ve Yale Üniversitesinde tiyatro öğrenimi görür. 1932 yılında New York’ta oyuncu olarak tiyatroya başlayan Elia, 1939 yılına kadar burada çalışır. 1940 yılında ise tiyatro yönetmenliği yapmaya başlar. Ünü tüm Amerika’ya yayılır ve Broadway‘in en iyi yönetmenleri arasına girer.
1934’te Komünist Parti’ye giren Kazan, tiyatro müdürünü görevden almak isteyen partinin, Müdür Strasberg’e karşı başlattığı ‘oyunlara’ katılmayınca 1936’da partiden atılır. Kazan, daha fazla insana ulaşmak için sinemaya yönelir. Anatole Litvak’ın yönetimi altında çekilen “City of Conquest” filminde oyuncu olarak rol alır. Bu arada çok sayıda belgesel de çeker. 1944 yılında ise sinema filmleri yönetmeye başlar.
Kazan, 1945 yılında ilk uzun metrajlı filmi “A Tree Grows in Brooklyn” (Bir Genç Kız Yetişiyor) filmini çevirir. İki yıl sonra çevirdiği “Gentleman’s Agreement” (Centilmenlik Anlaşması) filmi ise üç Oscar’la ödüllendirilir. Kazan, 1947 yılında Cheryl Crawford ile birlikte ‘Actors Studio’ adındaki kendi aktörlük okulunu kurar. Amerikan yaşamının çatışmalarına, Amerikalıların problemlerine eğilen ilk yönetmenlerden biri olur.
"Elia, ailesinden devraldığı bir kültürel mirasla, Türklerden hep korkmuştu. Onun gözünde Türk, kaba saba, sert, vahşi ve ilkel demekti ki bu tanım Osmanlı sarayının Türk tanımına da son derece uymaktaydı. Hanedanın kökeni Orta Asya Türklerine dayanmasına rağmen kendilerini o kadar kozmopolit bir kültüre emanet etmişlerdi ki, Anadolu Türk köylülerine “idraksiz Türkler”, “çirkin yüzlü Türkler” demekten geri durmuyor ve birisine çok kızdıkları zaman “Bre vahşi Türk” diye hakaret ediyorlardı. Bu mirasla, yani Türk korkusuyla büyümüş olan Elia, bana bir gün bir itirafta bulundu. “Çok garip” dedi, “Yaşlılık yıllarımda sizlerle yakınlaştıktan sonra, Türkleri sevmeye başladım ben. Öyle ki Yunanistan bana daha yabancı artık.”















